27 Haziran 2017 Salı

Pikap #1


  Merhabalar!

  Tanıştırayım, yeni yazı serim: Pikap! Şimdiye kadar blogda müzik konusuna pek girmesem de, hayatımın büyük bir parçasıdır. Gün içinde arka planda müzik olmasını çok severim. Hatta bazen çok sevdiğim kitaplar için özellikle birkaç şarkı belirleyip okurken sürekli onları dinlerim. Böylece aradan aylar geçse de o şarkıları tekrar dinlediğimde kitabı okurken yaşadığım hisleri çok net bir şekilde hissedebiliyorum.

  Tür konusunda ise kendimi bir türlü kısıtlayamam. Pop da dinlerim, grunge da, indie da, alternatif de, country de - hatta türünü bilmediğim şeyleri bile. Kısacası kulağıma iyi gelen her şeyi dinlerim ve tuttuğum şarkıcıyı/grubu araştırmayı severim. Kimmiş, nereliymiş, ilk sözcükleri nelermiş gibi basit şeyler - takıntı seviyesinde değil kesinlikle. Ama her şarkısını beğendiğim ve dinlediğim bir grup ve şarkıcı da yoktur sanırım. Böyle garip bir şey işte.

21 Haziran 2017 Çarşamba

Kitap Yorumu: Lovely Vicious Serisi - Sara Wolf



❝Düşmanını sevme. Ona savaş aç.❞


  Kitapların kapakları ve isimleri çok güzel değil mi? Sırf onlara bakarak saatler geçirebilirim. *-* Bu kadar pinti bir insan olmasaydım, sırf kapakları için bu edisyonlarını satın alabilirdim. 

  Normalde bu kitapların varlığından haberim bile yoktu ama internette gezerken kapağını gördüm ve konusunu dahi bilmeden öylesine okumaya başladım, sonra gerisi geldi. Ben de ayrı ayrı yorumlamaktansa seriyi bitirip yorumlamak istedim. Zaten bana kalırsa yazar kurgudaki bazı gereksiz uzatılmış kısımları çıkartarak 3 kitabı uzun bir kitap olarak bile yazabilirdi. Çünkü ilk kitabı gerçekten sevmeme rağmen sonrasında bitse de gitsek dediğim yerler olmadı değil.

11 Haziran 2017 Pazar

Dizi Yorumu: True Blood #1



  Kesintisiz izlediğiniz, hatta belki izlerken aç, uykusuz kaldığınız iyi bir dizi olmadan geçen yaz nedir ki? Bence iyi bir yaz değildir. Geçen sene Pretty Little Liars'ı böyle takıntılı bir şekilde izlemiştim, hatta LYS sınavına kalan son iki haftada falan stresten midir nedir, ders çalışmak yerine PLL izlemiştim. Pişman mıyım? Hayır!

  Bu yazın dizisi de True Blood olacak sanırım, eğer daha iyisini bulamazsam. Çünkü geçtiğimiz geçen hafta öylesine sadece ilk bölümü izlemek için başladım ve şuan 4. sezonun yarısına geldim. Bu da demek oluyor ki 1 haftada yaklaşık 80 bölümlük dizinin 43 bölümünü izlemişim (evet, böyle hesap yapınca kulağa fazlasıyla işsizmişim gibi geldiğinin farkındayım ama işsizliğimden değil, tamamen dizinin istisnasız her bölümünün tam da nefesini tutarak izlediğin sahnede bitmesinden kaynaklanıyor).

  Şimdiden uyarayım, çok da spoiler'sız bir yorum olmayacak, ona göre okuyun.

5 Haziran 2017 Pazartesi

Kitap Yorumu: Cinder (Ay Günlükleri Serisi #1) - Marissa Meyer




  Herkese merhabalar!

  Bugün çok sevilen ve benim okumak için geç kaldığım bir kitabın yorumuyla geldim; CINDER! Şu meşhur gelecekteki Cindirella hikayesi, Cindirella'nın ayakkabısını değil de direk ayağını düşürdüğü hikaye.Yazar öyle bir kurgulamış ki, Cindirella gelecekte yazılmış olsaydı bu olurdu o derece.

  Cinder bir sayborg, yarı robot yarı insan. Geçirdiği bir kaza yüzünden bir kolu ve bir bacağı tamamen protez ve bunun dışında onu insanlara göre kimi zaman avantajlı kimi zaman dez avantajlı kılan özelliklere sahip. Yalan dedektörü gibi yalan söylendiğini anlıyor; ama toplumda ikinci sınıf insan muamelesi görüyor. Onu evlatlık alan üvey annesi ona insan dışı muamele yapıyor ve adeta Cinder'in tüm yasal hakları annesinde, sanki bir malmış gibi.